abunə ol: Yazılar | Şərhlər | Еmail

Nazım Hikmet. Güneşi içenlerin türküsü

Şərh


                         17.01.1902  Saloniki –   3.06.1963 in Moskva

GÜNEŞİ İÇENLERİN TÜRKÜSÜ
Bu bir türkü: -
toprak çanaklarda
güneşi içenlerin türküsü!
Bu bir örgü: -
alev bir saç örgüsü
                          kıvranıyor;
kanlı, kızıl bir meşale gibi yanıyor
                                   esmer alınlarında
                      bakır ayakları çıplak kahramanların!
Ben de gördüm o kahramanları,
ben de sardım o örgüyü,
ben de onlarla
                   güneşe giden
                               köprüden
                                           geçtim!
Ben de içtim toprak çanaklarda güneşi
Ben de söyledim o türküyü!
Yüreğimiz topraktan aldı hızını;
altın yeleli aslanların ağzını
                                      yırtarak
                                                 gerindik!
Sıçradık;
           şimşekli rüzgâra bindik!
Kayalardan
        kayalarla kopan kartallar
çırpıyor ışıkta yaldızlanan kanatlarını.
Alev bilekli süvariler kamçılıyor
                           şaha kalkan atlarını!


                             Akın var 
                                    güneşe akın
                             Güneşi zaptedeceğiz
                                      Güneşin zaptı yakın!

Düşmesin bizimle yola:
evinde ağlayanların 
                          göz yaşlarını
                                 boynunda ağır bir
                                                       zincir
                                                               gibi taşıyanlar
Bıraksın peşimizi
             kendi yüreğinin kabuğunda yaşıyanlar!
İşte:
     Şu güneşten
                   düşen
                       ateşte
                          milyonlarla kırmızı yürek yanıyor!
Sen de çıkar
göğsünün kafesinden yüreğini;
şu güneşten
                 düşen
                       ateşe fırlat;
yüreğini yüreklerimizin yanına at!


                             Akın var 
                                    güneşe akın
                             Güneşi zaaptedeceğiz
                                      Güneşin zaptı yakın!

Biz topraktan, ateşten, sudan, demirden doğduk!
Güneşi emziriyor çocuklarımıza karımız,
toprak kokuyor bakır sakallarımız!
Neşemiz sıcak!
                 kan kadar sıcak
delikanlıların rüyalarında yanan
                                               o "an"
                                                 kadar sıcak!
Merdivenlerimizin çengelini yıldızlara asarak
ölülerimizin başlarına basarak
                                             yükseliyoruz
                                                        güneşe doğru!
Ölenler
        dövüşerek öldüler;
                               güneşe gömüldüler.
Vaktimiz yok onların matemini tutmaya!

                             Akın var 
                                    güneşe akın
                             Güneşi zaaaptedeceğiz
                                      Güneşin zaptı yakın!


Üzümleri kan damlalı kırmızı bağlar tütüyor!
Kalın tuğla bacalar
                    kıvranarak
                            ötüyor!
Haykırdı en önde giden,
                            emreden!
Bu ses!
         Bu sesin kuvveti,
                                bu kuvvet 
yaralı aç kurtların gözlerine perde
                                                vuran,
onları oldukları yerde
                              durduran
                                  kuvvet!
emret ki ölem
                emret!
Güneşi içiyoruz sesinde!
Coşuyoruz,
                coşuyor!...
Yangınlı ufukların dumanlı perdesinde
mızrakları göğü yırtan atlılar koşuyor!


                             Akın var 
                                    güneşe akın
                             Güneşi zaaaaptedeceğiz
                                      Güneşin zaptı yakın!


Toprak bakır
            gök bakır.
Haykır güneşi içenlerin türküsünü,
Hay-kır
        Haykıralım!

                                                     (1924)



1957-ci ilin fevral ayında Bakı Dövlət Universitetində gənc şairlərlə görüş nitqindən:

 ...Ve ben şimdi şurda düşünüyorum, belki ben görmem, ama oğlum görecek.
 Nasıl İstanbulda  bizim üniversitede böyle salon olacak.
 Nasıl oraya da Azerbaycandan bir şair gelecek.
 Mesela, şimdi şu genç şair.
 Şu kızcağız gelecek, bakın şurda şiir okudu. O gelecek.
 Ve nasıl orda da, o salonda da, artık Türkiye Sosyalist Üniversitesinin salonu olacak.
 Salondada bizim cumhur reisimiz oturacak.
 Ve...Azerbaycan şairi gelecek ve siz beni nasıl karşıladınızsa, onlarda onu öyle karşılayacaklar.

 O şairden bir isteğim var.
 O yarın, İstanbula gidipte.
 Bizim Sosyalist İstanbul Üniversitesinde şiir okuyacak Azerbaycan şairinden bir ricam var.
 O oraya gidip benim İstanbullu gençlere desin ki:
 "Bizede senin Nazım geldi, biz onu kardeş gibi bağrımıza bastık.
 Ve biz ona çok şey öğrettik. 
 Ne öğrendiyse bu dünyada.
 Çoğunu bizden öğrendi."

 Bunu söylemeyi unutmasın. Ve benden selam söyleşin.
 Çünkü ben memleketime kavuşamam, ama o memleketimi görür...

Nazım Hikmetin ilk şeirlər kitabı -"Güneşi içenlerin türküsü "  1928- ci ildə Bakıda nəşr olunub.

(c) Solfront.org

Oxşar yazılar:

Baxış sayı:184382

Şərhlər

  1. socialMan deyir:

    Güzel ve faydalı bir makale olmuş